Süper Kulüp Magazin | Haberleri

Altan Erkekli: Vicdan ve merhamet insana en yakışan kıyafet

Kanal D ekranlarının yeni romantik komedi dizisi ‘Afili Aşk’ta ‘Muhsin Yiğiter’ karakterine hayat veren usta oyuncu Altan Erkekli,

Altan Erkekli: Vicdan ve merhamet insana en yakışan kıyafet
35
29 Haziran 2019 - 13:34

Altan Erkekli’nin, Posta gazetesinden Alev Gürsoy Cimin’e verdiği röportaj şöyle:

Yeni diziniz ‘Afili Aşk’ hayırlı olsun. Adı bile çok afili…Bu diziye büyük bir sevgi çemberi içinde başladık. Hem senaristler hem yönetim kadrosu hem de kanal bu işe çok inanıyor. Oyuncu arkadaşlarımızın büyük performansıyla da yaptığımız işin bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz. Yaz dizisi olarak lanse ediliyor ama ben yaz dizisi olacağına ihtimal vermiyorum. Yeni sezonda da devam edecek.

Dizide ideal bir babayı oynuyorsunuz. Genelde iyi rollerdesiniz.Kötü karakterler de oynadım ama sanırım Türk halkı mizacımdan dolayı beni iyi rollerde görmek istiyor. Genç kitlelerle buluştuğum ilk yapıt ‘Vizontele’ydi. Orada sevgi dolu bir insanı oynadığım için herkesin aklında öyle kaldım. ‘Bir İstanbul Masalı’nda oynadığım baba karakteri de bu algıyı perçinledi.

“İNSANLAR ÇOK ACIMASIZ, KIRICI”

‘Afili Aşk’ta lüks bir villada yaşıyorsunuz. Kendi evinize gittikten sonra bocalama yaşıyor musunuz?Yaşamıyorum. 15 korumayla gezen zengin bir adamı oynadıktan sonra kendi hayatımıza döndüğümüzde bocalarsak hastalıklardan kurtulamayız. Yaratılan lüks hayatın kurgu olduğunu izleyen de bilmeli, oynayan da.

Aynı zamanda canlandırdığınız karakter çok vicdanlı bir baba…Vicdan ve merhamet insana en çok yakışan kıyafettir. Canlandırdığım baba karakteri tam da istediğim gibi. Gerçek hayattaki bana da benziyor. Hayatı sindire sindire yaşadığı için acımasız biri değil. Hayli geleneksel, samimi bir adam. Dişiyle tırnağıyla oluşturduğu tekstil imparatorluğu da yıkılmadan devam etsin istiyor.

Siz nasıl bir babasınız?Üç çocuğum var. Onlara bazen karışıyorum çünkü dünya kötü bir yer. Çocukların yaşları ne kadar büyük olursa olsun yaşanmış tecrübeye ihtiyaç duymalılar. Yaptığım bazı hatalar, tecrübeleri dinlemediğim için oldu.

Ne gibi hatalar?Mesela ev alıp değiştirirken tavsiyelere kulak asmadım ve büyük maddi sıkıntı yaşadım.

Maddi sıkıntınız geçti mi?Geçmedi ama bunları konuşmayı sevmiyorum. Sonrasında gelen acımasız yorumlara katlanamıyorum. İnsanlar çok acımasız ve kırıcı. Sosyal medyada ne kadar vicdansız ve merhametsiz olduklarını daha iyi görüyorsunuz. Sıkıntılarımdan haberdar olan biri sosyal medyada “Bu da ne zaman görsek ağlıyor, şuna para verin de sussun” yazmış. Dildeki kabalığa, acımasızlığa ve bilgisizliğe bakın! Şimdi beni nereden tanıyor da bu aşağılamayı kendine hak görüyor?

“İnsanlar çok acımasız ve kırıcı” dediniz. Sizce neden böyle olduk?Eskiden insanlar bu kadar kaba değildi. Kedilerin ayaklarını koparan, ağaçları kesen, kadına şiddet uygulayan, çocuklarını doğurup köşeye bırakanlar var… Dünyanın içinde bulunduğu acımasızlık maalesef bizim coğrafyamıza da yansıdı.

“HER GÜN ÇALIŞIYORUM, ÇALIŞMAYI ÇOK ÇOK SEVİYORUM”

Kaç yılınızı sanata verdiniz?Sanat hayatıma 1975’te tiyatroyla başladım. Şu an 64 yaşındayım. Sinemaya 1982’de rahmetli Atıf Yılmaz’ın ‘Dolap Beygiri’ flmiyle ‘merhaba’ dedim. Şener Şen ve İlyas Salman’la oynamıştım.

Türk halkının tiyatroya ilgisini nasıl buluyorsunuz?Nüfusun genişlemesiyle ilgi azaldı. Bu durumun teknolojik gelişmelerle çok alakası var. Ama bu bir geçiş dönemi. İnsanlık, kendini anlatan şeyleri canlı izlemekten asla vazgeçmeyecektir. Bu dönem atlatılacak ve tiyatrolar yine dolacak.

Eski tiyatro oyuncularından iş bulamayanlar var ve zor şartlarda yaşıyorlar. Siz kendinizi onlara göre şanslı hissediyor musunuz?Hem de çok! Her gün çalışıyorum. Çalışmayı çok çok seviyorum.

Yaşadığınız hayattan memnun musunuz?Önce sağlık. O varsa hayat da güzel gider. Ben en çok sağlık ve huzura önem veririm. Yoksa para, pul, şan, şöhret boş şeyler. Çocuklarımın ve eşimin sağlığı yerinde. Bundan daha büyük şükür nedeni olamaz.

“AÇ KALMAMAK İÇİN GARSONLUK YAPTIM”

Çocuklarınız da sizin izinizden mi yürüyor?Büyük oğlum tiyatrocu, ortanca Fransa’da hem piyano hem psikoloji okuyor. En küçük oğlum Ali için herkes ‘Torun mu?’ diye soruyor. Ben de, ‘Büyüğü evlendirmediğimiz için kendi torunumuzu yaptık’ diyorum. Doğduğunda 56 yaşındaydım. Henüz 7 yaşında. Çok güzel büyüyor. Ali evin neşesi oldu.

Babanız tiyatrocu olmanızı istememiş, değil mi?Babam albaydı. Devlet memuru olduğu için hep saatleri belli olan bir mesleğe sahip olmamı isterdi. Yorulduğum zamanlarda ‘Acaba babamı dinlese miydim?’ dediğim oluyor. ‘Yahu bu tiyatroda çok koşturuyorsunuz. Bir banka müdürü olsaydın da ben senin makamına gelseydim’ derdi…

“OĞLUM EFE’YE ‘ACI ÇEKECEKSİN’ DEDİM, ‘RAZIYIM’ DEDİ”

Oyunculuk dışında başka bir iş yaptınız mı hiç?1982’de tiyatromuz batmıştı. Aç kalmamak için tiyatrodan arkadaşım Metin Coşkun’un yazlık lokantasında garsonluk yaptım.

Genç nesli nasıl buluyorsunuz?Gençler çok başarılı. Zaman zaman tahammül edemiyorlar ve kendilerini geri çekiyorlar. Hep hayatın içinde kalmalılar.

İçinizde kalan rol var mı?25 yıllık tiyatro hayatımda 83 başrol oynamışım. İçimde kalan bir şey yok.

Ya kırmızı çizgileriniz?Çok fazla insan öldürülen işlerde olmak istemem. Dizilerde ya şiddet ya ölüm var. Bu toplum için de özendirici oluyor. Kadın cinayetlerinin fazla olması, şiddetin artmasını, dizilerde işlenen temalara bağlıyorum.

Bir oyuncuyu en çok ne üzer?Yaptığınız işin karşılık bulmaması.

Sokakta vatandaşın ilgisi nasıl size?Ben her hafta pazara giderim. Hem en taze meyve sebzeyi orada buluyorum hem esna??a sohbet ediyorum. Halktan kopuk yaşamadığım için birçok ödülüm var. ‘Vizontele’yle Altın Portakal aldım. Herkes oradaki samimi belediye başkanı olduğuma inandı çünkü. ‘Vizontele’deki lehçeyi kursla değil halkla konuşarak öğrendim. Ben kız arkadaşlarımın gözlerine bakıp konuşacağıma, garsonun hareketlerini tahlil ederdim. Gözlem kameralarım hep çalışıyor, durduramıyorum. Bu yüzden çok sevgili kaybettim. Ama eşim artık beni anlıyor.

“Oğlum keşke başka meslek seçseydi” dediğiniz oluyor mu?Ne yaparlarsa yapsınlar ama namuslarıyla yapsınlar. Emek verince her şey olur. Dolu dolu salonlarda haftada 16 oyun oynuyordum. O zamanlar televizyon yoktu. İnsanlar tiyatroya peynir ekmek gibi ihtiyaç duyuyorlardı. Şimdi durum çok farklı. O yüzden oğlum Efe’ye “Acı çekeceksin” dedim. “Ben razıyım” deyince de kabul ettim.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.