SON DAKİKA

Konsey üyesi generalden ‘kandırıldım’ savunması

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, aralarında sözde yurtta sulh konseyi üyelerinin de yer aldığı 224 kişinin yargılanmasına devam edildi.

Bu haber 08 Mayıs 2019 - 21:43 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları  Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşmada, sözde yurtta sulh konseyi üyelerinden  dönemin Şırnak Çakırsöğüt Jandarma Tugay Komutanı eski tuğgeneral Ali Osman  Gürcan esasa ilişkin savunmasını yaptı.

 Bayram tatili nedeniyle 4-8 Temmuz 2016 tarihleri arasında Denizli’de  olduğunu belirten Gürcan, darbe girişiminden sonra itirafçı olan eski asker Hakan  Bıyık’ın darbe toplantılarında kendisini gördüğüne dair beyanının doğru  olmadığını ileri sürdü.

Bayram tatilinin bitiminden sonra 9 Temmuz’da görevli olduğu Şırnak’a  döndüğünü, 15 Temmuz’a kadar rutin görevlerini icra ettiğini belirten Gürcan,  olay günü astsubay Şahin Bozdere’nin odasına gelerek Ankara’ya intikal emrini  ilettiğini söyledi.

Bunun üzerine bağlı bulunduğu birlikte görevli olan albay Erkan  Varol’u arayarak emri sorduğunu anlatan Gürcan, Varol’un birliğin Ankara’ya  gelmesi yönündeki emri doğruladığı iddiasında bulundu.

Söz konusu emirden darbe girişimi konusunda bir anlam çıkarmadığını ve  15 Temmuz’dan önce darbeden haberi olmadığını savunan Gürcan, olay tarihinden  önce Genelkurmay Karargahına saldırı yapılabileceğine dair istihbari bilgiler  olduğu gerekçesiyle intikal emrini, “Birkaç ilde terör eylemleri yaşandığı ve  Ankara da bunun önünü alamıyor.” şeklinde değerlendirdiğini ifade etti.

Harekat merkezindeki görevlilerinin birliğe gelen “Tugay yönetimi” ve  “Sıkıyönetim direktifi” emirlerinden kendisine hiç bahsetmediğini ve  göstermediğini öne süren Gürcan, durumdan haberdar olması halinde kışladan hiç  çıkmayacağı iddiasında bulundu.

Gürcan, tugaydan çıktıktan sonra Cizre’nin girişine kadar geçtikleri  polis kontrol noktalarından kimsenin kendilerini durdurmadığını, durduruldukları  noktada ilçe emniyet müdürünü arayarak yolu neden kapattığını sorduğunda, “Tümen  komutanının emri, onu arayıp konuşun. Beni arada bırakmayın.” cevabını aldığını  ileri sürdü.

Tümen komutanını aradığını ancak ulaşamadığını öne süren Gürcan,   albay Varol’u arayarak durumu anlattığını, Varol’un, birliği ivedi Ankara’ya  bekledikleri emrini yinelediğini aktardı.

Üzerinde çelik yelek, başlık ve ağır silah bulunmamasının “barışçıl”  olduğunun göstergesi olduğunu savunan Gürcan, “Polisle jandarma birbirine  hasımmış gibi bir görüntü hoşuma gitmediği için araya mesafe koymak ve ortamı  sakinleştirmek istedim. Birliğimi geriye almaya çalıştım.” dedi.

Polislerin geçişine izin vermemesi üzerine tabur komutanlarıyla durum  değerlendirmesi yaptıklarını aktaran Gürcan, yarbay Yasin Bulut’un, darbe  girişiminden bahsederek, “Paralelcilerin oyununa gelmeyin komutanım, geri dönün.”  sözlerini kullanması üzerine, “Kendimi kandırılmış hissettim. Bunu kendime  yediremedim.” diyerek kışlaya dönmeye çalıştığı iddiasında bulundu.

Davanın görülmesine devam ediliyor.