Süper Kulüp | Müzik | Magazin | Mekanlar | Dedikodular | Cemiyet |

Plastik kaplardaki salça tehlike saçıyor!

Plastik ambalajlarda satılan salçalara koruyucu katkı maddelerinin karıştırılmasına izin vermesi üzerine açıklama yapıp insan sağlığına olan zararlarını anlattı.

Plastik kaplardaki salça tehlike saçıyor!
215
19 Ağustos 2017 - 11:35

ambalajlarda satılan lara koruyucu katkı maddelerinin karıştırılmasına izin vermesi üzerine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Salça konserve edilen gıdadır, konserve edilen gıdaya korucu katkı maddesi konulması yasaktır; zaten konulmasına gerek yok, ayrıca plastik tüketici sağlığını riske atar” dedi.

Lefke Avrupa Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Aziz Ekşi, plastik ambalajlarda satılan lara koruyucu maddelerin karıştırılmasına izin verilmesi ve evde yapılan ların olumsuz yönleri üzerine açıklama yaptı. Alınan bu karar sonrasında Türkiye’nin imajının sarsılacağını belirten Prof. Dr. Ekşi, “Türkiye dünyada en modern teknolojisini uygulayan ülkelerden birisi, dünyada ilk 5’te yer alıyor. Siz eğer yalnız plastik kaplarda yapılan domates sına koruyucu katkı maddesi katılmasına izin verirseniz bunun maliyeti çok ucuzdur ama hijyen kalitesi düşüktür, sağlık açısından riski vardır. Dolayısıyla siz bu ucuz yla diğer ileri teknoloji uygulanarak üretilen nın dürüst rekabet koşullarında yarışmasını bekleyemezsiniz. Zamana bağlı olarak bütün firmalar koruyucu katkı maddesi katan yönteme yani plastikte üretmeye devam edebilirler ve Türkiye’nin dünyadaki olumlu imajı sarsılabilir. Öte yandan tüketici sağlığı da riske atılmış olur” ifadelerini kullandı.

“Endüstriyel , evde yapılan dan daha kalitelidir”

Endüstriyel nın evde yapılan dan her zaman kalite olarak daha üstün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Yapılan nın kalitesi açısından endüstriyel evde yapılan dan her zaman daha üstündür. Kalite açısından baktığımızda yı ya açık kazanlarda kaynatarak ya da güneşte bekleterek koyulaştırıyoruz. Eğer kazanda koyulaştırırsak çok koyu bir madde olduğu için karıştırması zor dolayısıyla nın kaba değen bölümlerinde yanma olması kaçınılmaz bu öncelikle rengin kararmasına, siyah lekelerin oluşmasına yol açar. Sıcaklık kontrol edilemediği için besin öğesi kaybı fazla olur. Eğer güneşte bekleterek bu işlemi yapıyorsak uzun süre açık havada bekletmek zorundayız. Havadaki toz, toprak,gaz,böcek, karınca gibi her şeye açıktır, dolayısıyla bir kontaminasyon söz konusudur. Ayrıca yine açık alanda uzun süre beklediği için oksidasyon olacaktır ve domatesin en değerli bileşeni olan likopenokside olup besin değeri azalacaktır” dedi.

yı almayın”

Bilinmeyen plastikte satılan herhangi bir gıdayı dahil satın almamanın en doğru davranış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ekşi, “İster kaynatarak istersek güneşte koyulaştıralım geldiğimiz noktada içerisine fazla miktarda tuz konulması gerekir, tuz fazlalığı yüksek tansiyon ve onunla ilişkili bir çok hastalığın nedeni.Biz evde yaparak aynı zamanda sağlıksız beslenmeye yol açmış oluyoruz. Salçadaki bir takım uygulamalar örneğin eczanelerde domates tozu diye satılan salisilat(aspirin) koruyucu madde olarak kullanılıyor ki bu izinli bir katkı maddesi değildir, sağlık açısından zararlıdır. Evde yapılan nın olumsuz yanı ise genelde yı plastik kaplara koyuyoruz. kapların ne olduğunu bilmiyoruz. Yani gıda için kullanılmaya uygun olup olmadığını bilmiyoruz. Kullandığımız plastikten ya sağlığa zararlı maddeler geçmesi söz konusudur, bunlar genelde kanserojen bileşenlerdir. Bilinmeyen plastikte satılan herhangi bir gıdayı dahil satın almamak en doğru davranıştır” dedi.

“AB’nin yönetmeliğinde de benzoat ve salisilat katılan gıdalar arasında yok”

2008 yılına kadar Türkiye’de lara katkı maddesi koyulmasının yasak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ekşi, “Hatta dünyada da yasaktı. Çünkü nın tanımına bakarsak ;fiziksel yolla dayanıklı hale getirilen veya ısıl işlemle muhafaza edilen gıdadır. Yani bu ne demektir yalnızca fiziksel işlem uygulayarak, pastörize ederek muhafaza edilebilir. Şimdi bir ürünün tanımını böyle yapıp sonra kimyasal madde katılmasına izin verilmesi çok çelişkili bir durumdur. Öncelikle ürünün tanımına aykırıdır. Ayrıca AB’nin gıda katkı maddeleri yönetmeliğinde benzoat ve salisilat katılan gıdalar arasında domates sı yoktur. Türkiye’de zorlama bir yorum yapılarak bu gruba alınmıştır. Yani , meyve ve sebze müstahzarlarından sayılmıştır. Oysa öyle bir gıda değildir. Tam tersi konserve edilen gıdalardan birisidir. Konserve edilen gıdalara koruyucu madde katılması yasaktır, zaten gerekmez”  ifadesini kullandı.

“Etiketinde TR ve üretildiği ilin trafik koduyla başlayan sayı yoksa o yı almayın”

Marketten veya herhangi bir gıda alırken önce ambalajına bakmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Ekşi, “Ambalajında deformasyon var mı?, ürün düzgün olmalı çarpık, deforme veya sızıntı olmaması gerekir. Daha sonra etiketi okumalıyız. Türkiye’de tüketicilerin etiket okuma alışkanlığı yeterli değil. Etiketi okurken öncelikle kayıt numarasına bakılmalı. Bu işletme Tarım Bakanlığı’na kayıt yaptırmış mı? TR ve üretildiği o ilin trafik koduyla başlayan bir sayıdır bu. Eğer bu numara yoksa o ürün merdiven altı, kayıt dışı üretimdir. Bu numara olmayan gıdaları kesinlikle almamalıyız. Daha sonra içindekiler bölümüne bakmak lazım. Her etikette gıdanın ne içerdiğinin yazılı olması lazım. Eğer nın içerik bölümünde E-200,201,202,203 gibi sayı varsa veya sorbik asit, potasyum sorbat gibi koruyucu maddenin adı yazıyorsa bilinki bu da koruyucu madde vardır; zaten bu plastiktedir,diğerlerine katılması yasaktır. Tüketici bu durumu bilsin ama tercih kendisinindir” diyerek önemli açıklamalarda bulundu.

“Koyu renkli, tuzlu ve ekşi nın kalitesi düşüktür çünkü…”

Salçanın rengi ne kadar koyuysa, tuzu ne kadar fazlaysa ve ne kadar ekşiyse kalitesinin o kadar düşük olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ekşi sözlerine şöyle devam etti:

“Salçada tüketici algısının değişmesi gerekiyor. Kaliteli yı anlatmaya tüketici algısı büyük bir engel. Kaliteli dediğimizde renginin domatesten biraz koyu ama parlak kırmızı olması gerekir. Yanık siyah lekelerin bulunmaması lazım. Tuzu düşük olmalı ve koruyucu madde içermemeli. Ama evde yapıldığında bunların hepsi var.Çünkü ev kadınları evde yakarken şöyle düşünüyor; rengi ne kadar koyuysa, tuzu ne kadar fazlaysa ve ne kadar ekşiyse yemeğe o kadar tuz, ekşilik ve renk geçecektir dolayısıyla bu iyidir. Oysa bu iyi değil tam tersine kalitesi düşük dır. Öncelikle tüketicinin bunu bilmesi gerekir.Birde evde yaparken kadınlar domatesin suyunu atıyor. Yani domates parçalanıyor, domatesle su ayırıyorlar sıvı bölümü atılıyor. Biz ona serum ayrılması diyoruz. Bu aslında domatesin suda çözülen C vitamini ve mineral maddeler başta olmak üzere domatesin başlıca bileşenin kendi elimizle atılması demektir. Dolayısıyla besin değeri düşürülüyor,suyunu atmamak gerekir.”

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.